Konuşmayan bir ben kalmıştım :)
Evet, ÖSYM'nin müthiş benzersiz uygulamalarından biri olan YGS, yani Yüksekögretime Geçiş Sınavı 12 Mart tarihinde oldu ve bitti. Herkes konuştu, herkes yazdı, çizdi. Ortalık sakinleştiğine göre sıra bana geldi artık sanırım.
ÝGS'ye bu sene ben de girdim. Hem de liseden mezun olduktan 10 yıl sonra :) Aslında YGS'ye girmek, geçen seneden planladığım bir aksiyondu. Adam gibi bir bölümle eğitim serüvenimi taçlandırayım diyordum. Ama bu kararı verdikten sonra ne yazık ki ders çalışmadım. İş güç koşturmacası bir yana, ders çalışma alışkanlığım yok benim. Eğitim hayatım boyunca dersi derste dinledim, evde ödev dahi yapmadım. Bu nedenle nasıl ders çalışılır bilmiyorum 😂😂 Yine de fena değildi sanki.
Neyse, gelelim sınav gününe. Kırtasiye seti fena değildi, sadece silgi berbattı. Polisler ve sınav gözetmenleri bu sene çok tatlış denk geldi. 2010 yada 2011 miydi, sınava girerken öyle bir taciz edildim ki, arama süsü vermeleri beyhudeydi. Soyunayım uzanayım gel diyecektim diyemedim.
Bu sene malum, 1-2 ay önceden duyurulduğu üzere, 15 dk önce girdik salona. Gerekli miydi? Bence evet. Yıllarca hazırlandığı halde en basit kuralı dahi bilmeyen adaylarla dolu ortalık, kimse kusura bakmasın. Kimse o kitapçığı kendi rızası ile okumuyor. Sonra itiraz, itiraz, itiraz. Madem kendin okumuyorsun, 15 dakika erken geleceksin ve dinleyeceksin demişler. İyi de etmişler.
1 dakika geç gelmenin bedeli 1 yıl olmamalıydı diye cayk cuyk bağıranlara da hak vermiyorum. Kural kuraldır. Kurallara uymayana hoşgörü, uyana aptal demenin kibarcasıdır...
Bu kadar da net!
Sayfa beğendirmek, site tıklattırmak için ajitasyona çevirenlere de iyi malzeme oldu işte. Halkımız sever mağduru...

Yorumlar
Yorum Gönder