Doğala dönüş...


Bundan binlerce yıl önce yerleşik hayata geçti insanlar. Evler yaptık, evlerimizin bahçesini çitle çevirip "bu alan bana ait" dedik. Kimseyi sokmadık alanımıza. Bir dizi güvenlik ihtiyacı doğdu haliyle. Onun için de silahlandık, silahlandık, silahlandık.
Hayvanlar evcilleştirdik. Bir süre sonra,  avımızın peşinde koşmaya da gerek kalmadı. Ahırda büyütüp bahçede kesip yedik.
Sebze türlerini geliştirdik. Et ve sebzeleri harmanladık, muazzam lezzetler elde ettik. Ürettik, ürünlerin fazlasını, üretemediğimiz şeyleri almak için kullandık. Takas yaptık yani.
Sonra herifin biri çıktı dedi ki; "bakın bu elimdeki şeyin adı para. Ticareti bununla yapacağız." Hepimiz para kazanmak için çalışmaya başladık.
Daha fazla para, daha büyük ev, daha fazla eşya için,  o zamanında etrafını çevirdiğimiz bahçeleri sattık ve şehirler bulduk kendimize. Üstüste dizilmiş kutu gibi, biçimsiz, soğuk ve donuk binalara doluştuk.
Ülkeler kurduk, bahçemizmiş gibi parselledik dünyayı. Çevirdik yine etrafını. Yine silahlandık...
Bugün,  aradan binlerce yıl geçtikten sonra yeniden köylere dönmeye çalışıyoruz. Yazları köye giden kendini mutlu sayıyor.
Eskiden burun kıvırdığımız toprağı saksılara doldurup domates biber ekiyoruz ki sağlıklı beslenelim diye. Üstünde organik yazan yumurtanın tanesine 10 lira vermek zoruna gitmiyor insanların.
Bazı bölgelerde, insanlar köylere dönüp yeniden takas usulü alışveriş yapmayı deniyor. Sözgelimi, ben ceviz yetiştiriyorum. Sen süt, o buğday... Para yerine ürün değişimi. Güzel iyi hoş da, sonuç ne?
Noldu şimdi?
Madem başladığımız yere geri dönecektik de, niye ağzına sıçtık dünyanın?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hayalet Yazar ne ola ki?

Gökyüzünden düş'tü bir Hayal(et)...

Almıla - Grup Orhun